Histoies de Parfums - 1969

 "Dünyanın en iyi üst notalarından birine sahip. Kadifemsi, gizemli, yumuşak, homojen ve çok özgün bir parfüm."

Tür: Eau de Parfum (Unisex)
Üst Nota: Şeftali
Orta Nota: Kakule, gül, karanfil, beyaz çiçekler.
Alt Nota: Çikolata, kahve, paçuli, misk.
Burun: 
Gerald Ghislain
Yıl: 2001

Uzun zamandır yazmıyordum ancak bugün bazı parfümlerimin bozulduğunu anladım ve bu his bende parfümlere verdiğim değerin azaldığını düşündürdü. Böyle olunca haliyle biraz üzüldüm ve yıllardır yorumlamamı bekleyen pek çok parfümden bir tanesini seçmek istedim. Muhtemelen takipçisi ve kullanıcısı az bir parfümle bloguma yıllar sonra dönüş yapıyorum. Bu yüzden beni bağışlayın ama zaten ilk sırada yer alan parfümümdü.
Niş bir parfüm ile karşınızdayım. Histoires de Parfums çok bilinmez çünkü fiyatları ciddi anlamda yüksek. Harmanına baktığınızda gerçekten insanda büyük bir heyecan uyandırıyor. Sert ve yumuşak çiçeklere kahve ve çikolata eşlik ediyor. Çoğu parfümü harmanına bakarak az çok burnumda canlandırırım ve çoğunlukla da beklediğim gibi çıkar ama açıkçası bu parfümü canlandırmanız bile çok zor. Kendisi unisex bir parfüm ve adından da anlaşılacağı üzere cinsel devrimi sembolize ediyor. Unisex parfüm yapmanın oldukça zor olduğunu da bilerek duygularımı yazımın başında paylaşmak istiyorum: Çok başarılı!

Üst nota üzerinde genellikle çok durmasam da 1969'da bunu yapmanızın imkanı yok. Kokladığım en iyi ve en özgün üst notalardan birisi. İnanın ki şu ana kadar kokladığınız hiçbir kokuya benzemeyecektir ve çok çarpıcı bir üst nota. Tek tek esansları ayrıştırmanız çok zor çünkü oldukça homojen bir harman var. Mesela şeftali diyor ve şeftaliyi birinci dakikanın sonlarına doğru alıyorsunuz ama alışık olduğunuz bir şeftali değil. Çok kadifemsi bir şeftali ve zaten parfümün üzerinde de kadife şeftali yazıyor. Yumuşak olmakla birlikte sizi hiçbir şekilde tatlılıkla boğmuyor. Şeftaliyle birlikte yine turunçgilimsi meyveler hissettim ben ama öyle freş bir tarzda değil. Yine yumuşak. Yaklaşık üç dakika sonra eğer burnunuz iyiyse kakuleyi, karanfili ve yine kadifemsi gülü hissedeceksiniz. Ancak dediğim gibi harman o kadar iyi homojenize olmuş ki sizin düşünmenize pek fırsat vermiyor. Müthiş bir duygu seli eşliğinde açılıyor koku ve hiçbir esans çıkıntılık yapmıyor. Herhangi bir cinsiyet de belirtmiyor. Alttan gelen esanslar yumuşak ve  kadınsı histterirken üstteki notalar çarpıcı ve maskülen geliyor. Normalde parfümleri iyi betimlemeye çalışırım ancak bunu betimlemekte çok zorlanıyorum. Olsa olsa şeftali ve portakallı çikolataya benzer bir koku diyebilirim. Şu ana kadar kokladığım en iyi üst notalardan diyebilirim ve hatta belki de en iyisi. Ayrıca yine en çarpıcı ve hafızalara kazınan üst notalardan birisi. Buram buram karakterini koyuyor ortaya.


Hiçbir notası üst nota kadar çarpıcı olamaz ama diğer notalar oldukça akılda kalıcı. Orta notada biraz çatallanma söz konusu. Yer yer size şipre bir kokuyu anımsatıyor ama bunu yaparken de oldukça kapalı, derimsi bir yapısı var. Yani kadifelik ile ekşilik arasında bir dengede durmaya çalışıyor gibi. Karanfil, kırmızı gül gibi koyu kokular var sanki ama daha tütsümsü bir şekilde burnunuza geliyor. Yine üst notada dediğim gibi her esansı tek tek alamıyorsunuz. Yine mükemmel bir homojenliği var ve yine ben bir şeye benzetmekte çok zorlanıyorum ama deneyeceğim. Parfümleri renkler ile eşleştirmeyi seven birisi olarak söyleyebilirim ki bu parfümün rengi siyah-kırmızı. Sanki V for Vandetta filminin kokusuymuş gibi hissettiriyor. Şimdi bir siyah kadife kumaş hayal edelim ama bu kadife dünyanın en kaliteli kadife kumaşlarından birisi olsun. Yine dünyanın eşsiz yerlerinden getirilen hafif çikolata, gül, karanfil, şeftali kabuklarının kokularından oluşturulan ve alanında en iyi parfümörlerin belirlediği bir oran ile oluşturulan bir esans karışımı bu kumaşa damlatılmış olsun. Daha sonra bu kumaşın altı ay dinlendirilmeye bırakıldığını ve kapalı bir ortama alındığını hayal edin. Altı ay sonra ilk açan sizsiniz ve kokluyorsunuz. Koyu, kapalı ama bir o kadar çarpıcı ve esrarengiz bir kokuyla karşılaşıyorsunuz. İşte 1969'u en iyi betimleyebileceğim hali bu.

Alt notaya geldiğimizde ise yine kadifemsi ve tatlılık barındıran kokuları andırıyor. Hani tam benzemese de beklemiş Dior Homme gibi düşünebilirsiniz. Sadece vanilya ağırlıklı değil de çikolata-kahve tadında bir tatlılık var. Emin olun yine ne çikolatayı ne de kahveyi baskın bir şekilde hissedemeyceksiniz. Çok dikkatli ve konstantre koklarsanız duyabilirsiniz ama harman homojenliğini koruyor. Alt notası diğer notaların aksine daha dingin. Daha yumuşak ama hala esrarengiz kokmaya devam ediyor. Her ne kadar Dior Homme dediğim için aklınıza başka parfümler gelmişse de emin olun yine oldukça özgün. Sadece diğer notaları kadar değil. Ben alt notasını çok seviyorum. Çok temiz ve yumuşak bir koku.


Gelelim sonuca. Şu ana kadar yorumlamakta en zorlandığım parfümdür kesinlikle. Çok profesyonel ve deneyimli olsanız da sizi feci halde zorlayan bir parfüm. Genel karakteristiği kadifemsi, kapalı ve yumuşak ama yer yer şipremsi tarzda ortaya çıkan meyve dokunuşları sizin sıkılmanızı engelliyor. Yine de bu o kadar yeterli değil. Uzun süre kullanırken biraz sıkılabilirsiniz bu durumdan. Nota geçişleri çok çok iyi ve her notanın kendine has bir karakteristiği var. Üst notası harika ve kapağından kokladığım parfümler arasında en güzel kokanlardan. Cinsiyetsizliğinin hakkını sonuna kadar veriyor ama benim için daha çok erkeksi bir parfüm bu. Maskülen bir erkekten ziyade biraz gizemli ve karizmatik bir erkek gibi hissettiriyor. Her cinsiyetin ve cinsel yönelimin kullanmak isteyebileceği bir parfüm olduğunu düşünüyorum ki cinsel devrimi temsil eden bir parfümden de bu beklenirdi. Özgünlük konusundan kesinlikle zirvelerde. Başka bir parfüme benzemiyor. Yine çarpıclık konusunda çok iyi. Bir kere duyduğunuzda onu hemen tanıyabilirsiniz. Kalıcılık baya iyi zaten parfüm formatında. Fark edilirlik olarak da çok iyi ama biraz daha tensel bir parfüm. Bu yüzden de az sıktığınızda kapalı ortamları da idare edecektir. Tensel parfümlerin sizin karakteriniz ile uyumu da  çok önemlidir. Kış ve güz için daha iyi gideceğini düşündüğüm parfümlerden. Özel gecelerde veya kaliteli ortamlarda kesinlikle sizi taşıyabilecek bir parfüm. Gizemli yanı aynı zamanda kokuyu da çekici bir hale getiriyor. Her ne kadar sizler için anlatmaya çalışsam da inanın ki bu parfümü bir kere koklamanız gerekir anlamak için. Fiyatı çok pahalı olduğu için günlük kullanıma uygun değil ama maddi durumunuz iyiyse olabilir. Çoğu niş parfüm gibi sadece isimden ibaret olmadığını düşünüyorum ve niş olmanın hakkını verdiğine inanıyorum. Fırsatınız olursa mutlaka denemelisiniz. Maddi durumunuz çok özgür değilse kör alış yapmanızı tavsiye etmem. Manevi yönden şu ana kadar aldığım en değerli hediye, en değerli kişiden.

Hermes - Un Jardin Sur Le Nil

"Hem yeşil, hem sulu, hem buruk, hem de topraksı... Gerçekten 'Nil'de Bir Bahçe' ismine yakışır kalitede. Özgün, zarif, doğal ve devrimsel bir eser. "

Tür: Eau de Toilette (Unisex)
Üst Nota: Yeşil mango, greyfurt, domates, havuç.
Orta Nota: Portakal, şakayık, su kamışı, nilüfer, sümbül.
Alt Nota: Laden reçinesi, iris, tarçın, misk, tütsü.
Burun: Jean-Claude Ellena
Yıl: 2005

Açılışı misket limonu kabuğuna çok benziyor. Notaları hiç bilmezseniz doğrudan misket limonu dersiniz hatta. Oldukça acı bir açılış. Terre'yi o kadar andırıyor ki bu bölümde sanki Terre'nin temelleri bu dönemde atılmış gibi. Tabi notalara baktığınızda bu etkinin greyfurt kaynaklı olduğunu görüyorsunuz. Eğer mango kokusunu bilmiyorsanız acı bir greyfurt gibi geliyor ama mangoyu biliyorsanız, Nil'in net bir mango kokusu olduğunu anlarsınız. Özellikle mangonun biraz daha yeşil kısımları ya da kabuğunun kokusu gibi. O tadı biliyorsanız burnumuzda canlanır koku. Yani greyfurt açılışının ardından çok ama çok doğal bir mango kabuğu kokusundan oluşuyor üst nota. Domates ve havuç kokusundan bahsedilse de açıkçası ben o kadar baskın bulmuyorum bu kokuları. Daha çok yeşil, olmamış bir domatesin buruk kokusu gibi bir koku. Üst notayı gerçekten misket limonu ve mango kabuğu kokusu ile anlayabilirsiniz. Koyduğum ilk fotoğrafta kivi olsa da notalar arasında kivi yok ama mevcut karışım tüm parfüm boyunca size kivi kokusuna yakın bir koku veriyor gerçekten. Bu da kafanızda bir fikir oluşturabilir.

Mango kokusu orta notada da devam ediyor. Yani üst nota gayet baskın. Bu enteresan çünkü Ellena'nın Terre'sinde de üst nota baskındı. Karakter olarak benzer iki parfümün bu şekilde ortak bir özelliğe sahip olması da garip. Peki ne oluyor orta notada? Yeşil kokular ekleniyor ama düşündüğünüz gibi ferah değil. Buruk yeşil kokular. Böyle hafiften nemli ve kirli yeşil kokular gibi. Size nilüfer hissiyatını veriyor gerçekten ve hakikaten Nil gibi bir nehirde seyahat ediyormuş gibi güzel bir duyguya sokuyor sizi. Ancak kesinlikle net bir şekilde her bir esansı duymanız zor. Bence ana teması hala mangonun kabuğunun, özellikle yeşil bölümlerinin buruk kokusu. Bunu destekleyen portakal kokusu da gayet net. Yeşil kokuları ise anlayabilmeniz zor. Her zaman yaptığım gibi betimlemek istiyorum ama Nil için zor bu durum. Koklamadan burnunuzda canlanması zor bir parfüm. Yine de deneyeceğim. Nilüfer gibi nemli çiçekleri toplayıp, hatta kökleriyle birlikte, tuzlu yapıda bir nehir toprağına koyduğunuzu düşünün. Bu yeşilliklere bambuya ve sarmaşığa benzer yabani ve doğal şeyleri de parçalayıp ekleyin. Bu karışımın üstüne bolca mango kabuğu serpin ve biraz da portakal kabuğu atın. Sonra da hafif çiçek yaprakları serpiştirin. İşte buna benzer bir koku. Yani buruk, acımsı, tuzlu ve hatta toprağımsı bir havası var. Tüm bunlar varken o yeşil havasını da size gayet hissettirebiliyor. Gerçekten Nil'de bir bahçe gibi. Temiz, dinlendirici ama ferah değil. Kendine has bir bahçe.


Alt nota parfümün en gösterişsiz ve sıradan bölümü aslına bakarsanız. Misk kokuları eşliğinde biraz tatlılaşıyor ama ciddi bir karakter değişimine uğramıyor. Parfümün ana notası üst nota. Orta nota da bu notayı destekler nitelikte. Alt notada devrim falan yaşamıyor. Bana sorarsanız benzeri parfüm bulması çok zor. En benzeyeni yine Ellena'nın eseri olan Terre. O da sadece başlarında benziyor. Uzun süre kullanırsanız farkları daha iyi anlarsınız. Terre daha turuncu, topraksı ve maskülen iken Nil daha yeşil ve üniseks bir koku ama Terre kesinlikle Nil'e selam çakan bir parfüm. Çok doğal ve kaliteli parfüm. Bence başyapıtlardan birisi. Çok zarif. Öyle herkesin beğeneceği piyasa parfümlerinden değil. Daha çok özel bir şişede sahip olunması ve arada koklanarak terapi yaşanması gereken bir parfüm gibi. Sizi alıp uzaklara götüren parfümlerden anlayacağınız. Deneyimli kullanıcılara hitap ediyor. Ona kötü diyen kişilerin parfüm deneyimi çok düşüktür. Öyle seksi, cezbedici bir parfüm bekleyenler de zaten Nil'i beğenmesin zaten. Şahsen ilk versiyon Fahrenheit kadar başarılı bulduğum ender parfümlerdendir. Onun kadar güzel bulmasam da ondan doğal olduğu kesin. Birbirinin kopyası olan niș parfümleri düşündüğümde bir nișten çok daha niș kokan bir parfüm. Kesinlikle parfüm piyasasına yenilik katan ve iz bırakan parfümlerden. Ayrıca kokladığım üniseks kokular içerisinde gerçekten en üniseks olanı. Belki yüzde 55 kadın diyebilirim sadece. Yine de deneyen çoğu kişinin bu paraya değer mi diyeceğini düşündüğüm için herkese gözü kapalı tavsiye edemem ama parfüm sevdalıları dolabında bulunması için gözü kapalı alabilir. Her mevsime gidebileceğini düşünsem de bahar aylarına daha şık olacaktır. Havalar biraz sıcak olduğunda yağlı mango kokusu, biraz daha soğuk olduğunda ise misket limonumsu kokusu daha ağır basıyor. Kalıcılığı gayet iyi, fark edilirliği de bir EDT için normal seviyelerde. Rüzgarlı havalarda çok hoş bir koku salabilir etrafa.


Özetle çok başarılı bir başyapıt. Gerçi yeterince özetledim ama yine de önemini vurgulamak istiyorum. Çok minimalist yapıda, zarif, kimseyi rahatsız etmeyen, yeşil bir parfüm. "Nil'de Bir Bahçe" ismini çok güzel yansıtıyor. Zaten Nil'den esinlenerek yapılmış bir parfüm. Sizi vıç vıç boğan meyve parfümleri gibi değil. Bir asaleti var. Hermes'in en başarılı parfümlerinden ve belki de en başarılı parfümü. Niş parfümlerin çoğundan daha başarılı. Çok deneyimsiz kişilerin bulaşık deterjanı ya da kolonya gibi yorumlarına aldırış etmeyin. Tek eksi yanı eğer çok gösterişli parfümleri seviyorsanız size hitap etmesi zor. Zarif bir parfüm çünkü. Hem erkeğe hem kadına gayet de gider. Bir diğer handikapı ise sahtesini yapması kolay bir parfüm. Çakma parfüm önerisi yapacak biri hiç değilim ama bir seferlik yapacağım. Tutaste markasının Nil uyarlaması gerçekten orijinaline çok benziyor. Detaylı koklarsanız orijinalindeki kaliteyi ve mango kokusunu daha iyi alabiliyorsunuz. Çakması biraz daha yeşil turunçgilli ama gerçekten oldukça yakın yaptıkları için de tebrik ederim. Tabi siz yine de orijinalini alın ve keyfini çıkartın. :-)



Christian Dior - Fahrenheit Cologne

"Fahrenheit'a olan saygım adına nazik konuşuyorum: Çakmalarına bu kadar yaklaştığı için tebrik ederim."

Tür: Eau de Cologne (Erkek)
Üst Nota: Sicilya mandalinası, Kalabriya bergamotu, limon.
Orta Nota: Fransız menekşesi, paçuli.
Alt Nota: Haiti vetiver,, Virjinya sediri, muskat, kimyon.
Burun: Francois Demachy
Yıl: 2015

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki ben Francois Demachy'ye baya baya uyuz oluyorum. Dior'un elindeki bütün kokuları reformüle ederek hepsinin güzelim tadını bozdu bence. Özellikle Fahrenheit serisinin iyice suyunu çıkardı ve keriz avına başladılar Dior ile birlikte. Nasıl olsa Fahrenheit aşıkları yeni parfümü alırlar, ikinci şişelerine geçmeden de piyasadan kaldırır ve yeni bir versiyonunu çıkartırız düşüncesinden başka bir şey olmayan Fahrenheit'lar türedi. Lütfen orijinal Fahrenheit harmanına açın bir bakın ve sonra Cologne versiyonuna bakın. Fahrenheit'ı eşsiz kılan o küçük dokunuşların hepsi yok ediliyor. Önce reformüle versiyonunda yok ettiler şimdi de yeni versiyonlarında iyice siliyorlar. EDP formatlı iğrenç versiyonundan bahsetmiyorum bile. Fahrenheit 32 de her ne kadar kötü olsa da en azından orijinalinden çok uzak olduğu için saygı duyabileceğim bir koku ama EDP formatı ve Cologne formatları sözde bir şekilde özünde orijinalin DNA'larını taşıyor. Çoğu okuyucu belki ilk Fahrenheit'ı bilmiyordur ama size şu kadarını söyleyeyim ki bir sanat eseriydi. Önce onu katlettiler ama neyse yeni versiyonu da idare ederdi. Sonra oyuncak gibi sürekli formülleri değiştirmeye başladılar. En son da farklı isimlerle ürettiler. Bugün Cologne versiyonunu inceliyorum. Bu incelememde size parfümü nota nota betimlemeyeceğim çünkü bu parfümü almak isteyen muhtemelen Fahrenheit'ı bilen kişidir. O yüzden önce açın Fahrenheit'ın hem eski hem de reformüle versiyonu için yazdığım yorumları okuyun. Sonrasında Cologne versiyonunu okursunuz çünkü bu yazıda mevcut Fahrenhet (reformüle) ile Cologne arasındaki farklara değineceğim.

Kapağından kokladığınızda Fahrenheit'ı gerçekten andırıyor. Açıkçası ilk başta heyecanlanıyorsunuz belki ilk versiyonuna yakın olmuştur diye. Ne yazık ki alakası yok. Yakın olmadığı gibi reformüle versiyonunda değişen şeyleri daha da ön plana çıkarmışlar. Fahrenheit'ın o acımsı tarafını daha da artırmışlar sanki. Bunu da turunçgil kokularını patlatarak yapmışlar. Zaten Fahrenheit açılışı oldukça serttir ama zamanla yumuşar. Özellikle deri kullanımı ile yumuşar ve biraz sabunsu bir kıvamda burna daha güzel kokar. Cologne versionunda deriyi kaldırmışlar ve kokunuz yumuşamıyor. Biraz daha akuatik bir Fahrenheit gibi kokuyor ama Fahrenheit'ı böyle akuatik gibi kalıplara sokmaya çalışmak zaten baştan başa büyük bir hata. Reklamına bile baktığınızda her mevsimde, her hava koşulunda çekilmiş bir reklam filmi görürsünüz. Çünkü o bambaşka bir kokudur. Bir tarafını patlatmaya bence hiç gerek yok. Öyle bilmem ne bargamotu, X sediri, Y vetiveri diyerek olmuyor Fahrenheit ruhunu yakalamak.

Açılış çok sert turunçgil kabukları kokuyor. Bargello'nun ürettiği açık Fahrenheit'ın aynısı. Kimse kusura bakmasın ama piyasaki açık Fahrenheit'lardan hiçbir farkı yok. Kesinlikle sentetik kokan bir koku. Derin koklayın nanemsi bir koku boğazınızı yakar. Bir süre sonra paçulinin etkisini görebiliyorsunuz ve Fahrenheit'a ait olmayan bir hava bu. Menekşe kokusu yine belli tabiki. Menekşe de olmasa zaten Fahrenheit havası gelmeyecek. Çok sade bir orta nota. Sert bir paçuli ve menekşe. Emin olun zaten açık parfümler de bu kısmını taklit etmeyi biliyor. Tebrik ederim Francois Demachy! Bargello'nun taklidini güzel yakalamışsın. Sevgili okuyucular Fahrenheit'ın özündeki kokuyu yansıtıyor Cologne versiyonu orta nota olarak ama destekleyici esansların hepsi ortadan kaldırılmış. Zaten bu yüzden sahte gibi kokuyor. Alt notaya geçtiğinde ise hiçbir esansı doğru düzgün almıyorsunuz. Çok silik yapıda oldukları için orta notanın baskın karakteri devam ediyor. Orta notadaki o yüzeysel Fahrenheit kokusu aynen devam ediyor. E sen amberi, deriyi, miski kaldırırsan alt notadan böyle dımdızlak kalır zaten kokun. Tamam anlıyorum bu EDC formatında bir parfüm ama en azından biraz yumuşaması gerekirdi. Ayrıca Fahrenheit'a özgü olan ve kimisinin petrole, kimisinin salatalığa, benimse 9 voltluk pilin kutbuna benzettiğim o kokuyu da ben çok alamadım. Hakkında yabancı sitelerde yorum bulması zor ama bir kesim çok beğenmiş ve özellikle Fahrenheit'ın ilk versiyonuna çok benzetmişler. Bunu nasıl yaptılar bilmiyorum ama bence ilk versiyonla çok farklılar. İlk versiyonundaki destekleyici dokunuşlar bunda kesinlikle yok. Deri kokusunu kaldırdılar diye ilk versiyona benzetilmesi saçma bence.

Özetle Fahrenheit aşığı birisi olarak aldığıma pişmanım. Normalini almak çok daha mantıklı olacaktır. Hiç bilmeyen için yine enteresan bir koku ama. Bir de hiç kolonya gibi kokmuyor. EDC formatındaki bir kokudan daha zarif kokmasını istersiniz. Bu aksine sert ve çarpıcı bir koku. Beni asıl rahatsız eden ise gerçekten hiç kaliteli kokmaması. İkinci büyük sorunu ise ilk baştaki çarpıcı kokunun bir türlü yumuşamaması. Yapı olarak orijinal Fahrenheit'a oldukça yakın olduğunu söyleyebilirim. Sadece esans sayısı iyice azaltılmış bir Fahrenheit. Bu da zaten sizde çakma Fahrenheit hissiyatı doğuruyor. Kısacası sentetik, eksik ve olmamış bir koku. Tek özelliği farklı olması diyeceğim ama o da zaten Fahrenheit'a ait bir özellik. Dolayısıyla Cologne'nin size kattığı hiçbir yenilik yok. Daha freş, daha akuatik yapalım derken Fahrenheit'ın düm dengesini bozmuşlar yani. Öyle yazlık falan da beklemeyin hiç. Bildiğiniz Fahrenheit gibi yine. Bir EDC'ye göre kalıcılığı ve farkedilirliği iyi. Özellikle ilk yarım saat çok parlıyor. Fahrenheit kullanıyorsanız bence hiç kör alışla Cologne denemeyin. Bir mağazada bulabilirseniz deneyebilirsiniz. Eğer koleksiyon seviyorsanız alın çünkü ömrünün uzun olacağını tahmin etmiyorum. Yine sıkıp kullanabilirsiniz sorun olmaz. Neticede Fahrenheit...

Calvin Klein - CK One

"Orta kalitede, risksiz, herkesin beğenebileceği ve ucuza alınabilecek bir parfüm."

Tür: Eau de Toilette (Unisex)
Üst Nota: Limon, kakule, papaya, ananas, bergamot, mandalina, yeşil notalar.
Orta Nota: Muskat, menekşe, süsen kökü, yasemin, müge, gül
Alt Nota: Meşe yosunu, sedir, sandal, misk, amber, yeşil çay.
Burun: Alberto Morillas & Harry Fremont
Yıl: 1994

Çok meşhur bir parfüm. Özellikle 90'lı yılların meşhur bir parfümü. Direk kokunun analiziyle başlayacağım. Açılışta harmanda yazdığı gibi turunçgil kabukları ve yeşil notalar kendini belli ediyor. Özellikle yeşil limon kabuğu kokusu çok belirgin. Hemen ardından yeşil kokular ve bir miktar da meyve kokusu geliyor. Çok doğal bir açılış fakat kafanızda kurduğunuz gibi asidik ve ferah ferah değil. Yani bu iyi bir şey. Çok dengeli bir ferahlık. Hafif kapalı bir havada esiyor ve bunun sebebi alttaki diğer kokular. Açılışını beğeniyorum. Oldukça sade, gösterişsiz ama doğal. Klasik yazlık parfümlerden farklı olarak daha mat bir açılış sadece.

Orta notaya geçtiğinizde ise çiçek kokuları kendini belli ediyor. Beyaz çiçek demeti düşünün. Beyaz çiçeklerden de bekleyeceğiniz gibi kapalı bir koku. Özellikle yasemin kokusu bana net geliyor bu parfümde ama belirgin bir çiçekten söz etmek zor. Gerçekten beyaz çiçek demeti kokusu. Tabi bunun yanında üst notadaki kokuların kalıntıları da orta notayı zenginleştiriyor. Orta notası çok mu güzel? Çok güzel değil. Çoğu parfümde karşılaşılacak bir koku. Ben beyaz çiçek kokularını pek sevmediğim için sevmedim ama kötü değil. Standart, risksiz, herkesin beğenisine uygun bir orta nota. Kaliteli değil hatta sentetik ama yerden yere vurulacak cinsten de değil. Bu bölümde yer yer kadınsı koksa da genel anlamıyla erkeksi olmayı da başarabiliyor ve üniseks olmanın hakkını veriyor.


Alt notaya baktığımızda ise yine bir alt notada neler olabilirse hepsini eklemişler. Size şunu söyleyebilirim ki öyle marjinal kokarak rahatsız eden bir esans bulunmuyor. Bana en baskın geleni meşe yosunu. Genel anlamda hoş ve sabunsu bir koku diyebilirim. Hatta orta notadan alt notaya geçerken o çiçeklerin boğucu kokusundan da biraz kurtuluyorsunuz. Odunsu kokuların eklenmesi güzel oluyor. Çok çok standart bir alt nota. Genel olarak iyi dengelenmiş ve homojen bir harman. Hiçbir esansı net bir şekilde alamıyorsunuz. Hoş, hafif sabunsu bir karışım diyebilirim. Yine klasik ve sade yani.

CK One çok fazla özelliği olmayan bir koku. Genel anlamda risksiz, ortalama, insanları rahatsız etmeyen ve uygun fiyata bulabileceğiniz bir koku. Tam olarak ben öyle karmaşık parfümlerden anlamam, bana basit ve sade kokuyla gel, çok da pahalı olmasın ama ortalama kalitede olsun diyenlere hitap eden parfümlerden. Harmanı da bunu gösteriyor zaten. Açıkçası diğer parfümlerde yaptığım gibi bir şeye benzetmekte de zorlanıyorum CK One'ı. Nerede koklasam tanırım ama şuna benziyor diyemiyorum pek. Çiçek-meyve parfümü ama böyle daha kapalı meyve ve çiçekleri düşünürseniz az çok canlanır gözünüzde.  Armut gibi, ayva gibi, limonun kabuğu gibi meyveleri ve yasemin gibi, beyaz gül gibi çiçekleri düşünürseniz az çok burnunuzda canlanır. Öyle asidik asidik ve çarpıcı bir şekilde kokmayan bir koku yani. Standart bir parfüm bana göre. Fiyatının ucuzluğunu göz önünde bulundurursak mutlaka talipleri çıkacaktır ve basit takılan kişilerdenseniz size uygun düşer. CK kokuları içerisinde Eternity ve Truth'tan çok farklı ama Escape'i biraz andırır. Escape daha canlı ve vurucu meyvelerden oluşuyor ama ikisini karıştırmayın. Kalıcılık ve fark edilirlik çok iyi olmasa da zaten biraz fazla sıkacağınız parfümlerden. Ben daha önce birçok kere duyabildim başkasının üzerinde de bu parfümü. Neredeyse her yaşa uygun ama mevsim biraz daha bahar-yaz için. Bence erkeklere daha uygun bir koku. Kadınlar da gayet kullanabilir. Onlar için de aynı yorumlarım geçerli. Basit ve sade. Kokusu da güzel.

Acqua di Parma - Blu Mediterraneo Cedro di Taormina

"Çoğu turunçgil parfümünde görülebilecek bir harmana sahip olsa da doğallığı ve yumuşaklığı ile sizi hiç sıkmayacak bir zerafete sahip."

Tür: Eau de Toilette (Unisex)
Üst Nota: Turunçgiller, turunç yaprağı, fesleğen.
Orta Nota: Lavanta, karabiber.

Alt Nota: Virginia sediri, laden reçinesi, vetiver.
Yıl: 2016

Blu Mediterraneo serisinden ateşin, toprağın ve rüzgarın kokusu diye geçiyor Cedro di Taormina. İlk sıktığınızda tatlı turunçgil esanslarının yanında yeşil kokular geliyor. Fesleğeni bu aşamada hissedersiniz. Yarım dakika olmadan acımsı turunç kokusu burnunuza geliyor. Çok doğal ve yumuşak bir koku ama acı havası her daim mevcut. Fahrenheit'ın üst notasındaki turunçgil kokusuna benziyor karakter olarak. Fesleğenin kattığı hava oldukça güzel. Alışık olduğunuz freş turunçgil parfümlerinden farklı olarak hem yumuşak hem acı bir turunç kokusunun karışımı gibi kokuyor. Bence çok güzel bir açılış. Benzeri parfümlerden farklı olarak daha karakteristik. Zaten bir parfümün üst notasını fahrenheit'a benzetmek öyle kolay bir iş değil. Kokular hem çok doğal kokuyorlar hem de yer yer anlamsız bir sentetiklik geliyor. O kısmını çözemedim ama bence gayet başarılı bir üst nota.

Orta notada parfümün turunçgil havası kaybolmuyor. Parfüm hep turunçgil havasında ama böyle alttan alta da kurumuş çam yapraklarının kokusunu alıyorsunuz. Bence vermek istedikleri Akdeniz temasını vermişler. Hafif tuzlu akuatik bir havaya da sahip. Böyle gerçekten Akdeniz sıcağında, denizi görebileceğiniz ama biraz da iç kısımlarda yer alan bir köyün içindesiniz sanki yakınınızda portakal, limon ağaçları var. Acı kokan bir portakal ama. Alttan alta da çam ormanlarının kurumuş yaprak kokusunu alıyorsunuz. Koku karakteristiği çok güzel bu bölümde. Bana Givenchy Insense Ultramarine'de yaşadığım duyguyu anımsattı ama o daha iyi bir kokuydu. Genel olarak orta notası güzel ama özgünlük olarak zayıf. Benzer pek çok parfüm bulunabilir. Rakiplerinden sıyrılan tek yani ferah kokmayan bir turunçgil parfümü olması. Lavantayı çok alamasam da karabiberin kokusunu alabiliyorsunuz.


Alt notaya geçişinin izlerini zaten size çok önceden söylüyor. Alttan alta kokan cam yaprakları demiştim ya işte onlar devam ediyor. Turunçgil tabi yavaş yavaş sönüyor. Sedir kokusu zaten bize çam kokusunu andıran esans. Üstüne çok sert olmayan bir reçine ve biraz da kuru kabe samanı eklenmiş ama başrol oyuncusu kesinlikle sedir. Kurumuş çam yaprağı kokusunu sevenler varsa bunu da seveceklerdir. Alt notada bile Akdeniz havasını almaya devam ediyorsunuz. O akuatik havayı harmanda güzel yakalamışlar. Alt nota diğer notalardan daha doğal kokuyor. Turunçgil kokuları alt notada git gide sönüyor ve sönerken daha tatlı bir havaya bürünüyor. Alt notanın son kısımları çok kurumuş çam koktuğu için sizi biraz boğabilir.


Özetle güzel bir Akdeniz temalı parfüm Cedro di Taormina. Yalnız biraz klişe. Çoğu yaz parfümünde zaten üstte turunçgil ve nanegiller, ortada hafif baharatlar ve çiçekler, altta sedir gibi odun kokuları yer alır. Yüzlerce örneği var. Yani yeni hiçbir tarafı yok. Mesela elimdeki Davidoff Echo Summer Fizz neredeyse aynı koku fakat şunu söylemeliyim ki Cedro di Taormina çok daha kaliteli. Gereksiz bir freșliğe va akuatik havaya bürünmediği için gerçekten doğal kokuyor ve size Akdeniz ruhunu güzel yaşatıyor. Bence imkanınız varsa denenebilir ama ne yazık ki biraz silik karakterde bir parfüm. Özellikle ofis ortamında şahane olduğunu söylemeliyim. Oda mükemmel kokuyor. Ben özellikle orta notanın kokusunu çok beğendim ki zaten baskın olan da bu bölüm. Alt nota da gayet kaliteli. Üniseks dense de kesinlikle erkekler için uygun bence. Yaş olarak 25'ten yukarı herkese uygun. Dediğim gibi özel bir tarafı yok ama çok güzel ve doğal bir koku. İmkanınız varsa denemeye çalışın. Belki seversiniz ve hep kullanmak istersiniz ama kör alış yapmayın. Genel karakteristiği de şık ve bakımlı bir beyefendi parfümü gibi. Gerçekten çok zarif ve sizi hiç rahatsız etmeyen bir koku. Saatlerce koklasanız da bıkmazsınız. Parfümden ziyade yumuşak ve özel bir kolonyayı andırıyor. Zaten kolonyalarıyla meşhur bir markadan bahsediyoruz. Bence İtalyan zerafetini çok güzel yansıtan zarif bir Akdeniz parfümü. Mutlaka denemenizi öneririm.

Blu Mediterraneo
Parfümümüzün incelemesi bitti ama Blu Mediterraneo serisiyle ilgili bir şey eklemek istiyorum. Adı üzerinde akdeniz temalı bir parfüm serisi ve galiba sekiz kadar farklı parfümü var. Seriden ikisini kullandım sadece ama birer kolonya gibiler ve gerçekten akdeniz havasını hissettiriyorlar. Enteresan bir şekilde de her mevsime gidebilecek yapıdalar. Karmaşık parfümlerden sıkılan ve sadelik arayanlar için güzel bir seriye benziyor. Oldukça zarifler ve özellikle ofis kokusu olarak çok başarılılar.